Son günlerde Kayserispor Başkanı Ali Çamlı, teknik direktör Atila Gerin ve Sportif Direktör Seyit İçgül ile ilgili söylemleri olay oldu. Turan Akkoyun, açıklamaları ile sarı kırmızılı taraftarların eleştirilerini alırken, gazeteci spor yazarı Yüksel Yıkılmaz da konuya son noktayı koyacak bir yazı kaleme aldı.
Eleştiri, futbolun vazgeçilmez bir parçasıdır. Hele ki Kayserispor gibi köklü bir kulüpte yönetimin kararları da teknik heyetin tercihleri de elbette eleştirilebilir. Ancak eleştirinin de bir ölçüsü, zamanı, vicdanı ve hakkaniyeti olmalıdır!
Kayserispor, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Sarı kırmızılı camia, uzun yıllar sonra yeniden Süper Lig'e dönebilmek için adeta bir varoluş mücadelesi veriyor.
Peki, nasıl şartlarda?
Geçmişten gelen transfer hataları...
Milyonlarca avroluk borç yükü...
Temlik altındaki gelirler...
Boşalmış bir kasa...
Transfer yasakları...
Kırgın, üzgün ve tribünlerden uzaklaşmış taraftarlar...
İşte böylesine ağır bir mirasın altında, Kayserispor'u yeniden ayağa kaldırmak için gecesini gündüzüne katan insanların mücadelesine omuz vermek gerekirken, bir bardak suda fırtına koparmanın kime ne faydası var?
Futbolun içinden gelmek önemli bir tecrübedir. Ancak saha içindeki birikim, kulüp yönetiminin bütün gerçeklerine hâkim olmak anlamına gelmez. Kayserispor formasını geçmişte terletmiş isimlerin sözleri, taraftar nezdinde elbette ayrı bir ağırlık taşır. İşte bu nedenle söyledikleri kadar, söylediklerinin hangi bilgiye dayandığı da önemlidir! Kayserispor'un eski futbolcusu olmak, bugün kulüp için canhıraş mücadele eden insanlara ölçüsüz ifadelerle yüklenme hakkı verir mi?
Elbette eleştiri olacak!
Elbette yanlışlara “dur” denilecek!
Ama körü körüne değil!
İnsanların sinir uçlarına dokunarak, kişiliklerini hedef alarak, ailelerini ve özel hayatlarını tartışmanın içine çekerek hiç değil!
Eleştiri yapılırken Türk örf ve adetleri, aile haysiyeti, insan onuru ve mahremiyet gözetilmeli.
Çünkü eleştirmek başka, yıpratmak başkadır!
Turan Akkoyun'a bir kaç söz söylemek gerekiyor bu noktada! Kayserispor'un eski futbolcusu Turan Akkoyun'un kulübe ilgisini ve hassasiyeti var! Her ne kadar “Baki vekil olmazsa ben olmam” dese de tesislerin kapısından yeniden içeri gireceği olası günü sabırsızlıkla beklediği izlenimini veren Akkoyun'un, eleştirilerinde daha fazla bilgiye, ölçüye ve yapıcı bir anlayışa ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Kulübün içinde bulunduğu ekonomik ve sportif gerçekleri yeterince hesaba katmadan yapılan değerlendirmeler, doğru tespitlerin bile değerini gölgeleyebilir.
Kayserispor sevgisi yalnızca yanlışları göstermekle değil, doğrulara da hakkını teslim etmekle anlam kazanır.
Öncelikle; hepimiz, bir gerçeği aklımıza mıh gibi çakmalıyız!
Bu geminin sağ salim limana yanaşması şart!
O limanın adı SÜPER LİG!
Bugün Kayserispor yönetimi, mevcut imkânsızlıklar içerisinde adeta şapkadan tavşan çıkarmaya çalışıyor. Teknik heyet, bütün zorluklara rağmen çözüm üretmenin peşinde. Futbolcular ise sahada formanın hakkını vermek için ter döküyor.
Mesnetsiz yaklaşımlarla moral bozmanın, gereksiz tartışmalarla suyu bulandırmanın, zaten ağır yük taşıyan insanların omuzlarına yeni yükler bindirmenin ne faydası var!
Kayserispor için gerçekten kaygılanıyorsak biraz da bunları konuşalım.
Tribünler neden boş?
Kayseri şehri neden takımını yeterince kucaklamıyor?
Bu kulübün yaşadığı ekonomik sorunlar nasıl aşılacak?
Ve en önemlisi...
Kayserispor üzerine ahkâm kesenlerin, 3 büyük kulüplerin formalarıyla poz vermesindeki çelişkiyi neden konuşmuyoruz?
Kayserispor'a sahip çıkmak, yalnızca kötü sonuçların ardından konuşmakla olmaz. Zor günde yanında durmak, mücadele edenlere güç vermek, eleştirirken bile kulübün menfaatini gözetmek gerekir.
Eleştiri olsun! Ama insafla...
Yanlışlar söylensin! Ama hakkaniyetle...
Hesap sorulsun! Bilgiyle, belgeyle...
Unutmayalım!
Kayserispor hepimizin!
Ve bu gemi limana yanaştığında, sevinen yalnızca yönetim, teknik heyet ya da futbolcular olmayacak.
Bütün Kayseri sevinecek!